Görevi kötüye kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç, yalnızca kamu görevlilerinin işleyebileceği, yani “özgü suç” niteliği taşıyan bir suçtur. Kanuna göre kamu görevlisinin, görevini kötüye kullanarak kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına sebep olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlaması durumunda bu suç oluşur.
Kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi icrai bir davranışla olabilir (örneğin bir memurun yetkisini kullanarak hukuka aykırı işlem yapması). Aynı zamanda ihmal suretiyle de bu suç işlenebilir; yani görevin gereklerini yapmamak, gereksiz yere geciktirmek de suçun kapsamına girer. Yargıtay içtihatlarında bu suçun oluşabilmesi için kamu görevlisinin eyleminin “hukuka aykırılık” taşıması ve bunun toplum veya birey açısından zarara yol açması gerektiği vurgulanmaktadır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Hangi Durumlarda Oluşur?
Bu suç üç farklı şekilde ortaya çıkabilir:
- Görevin gereklerine aykırı hareket: Kamu görevlisinin görev alanına giren bir işi hukuka aykırı biçimde yerine getirmesi. Örneğin, ruhsatsız bir inşaata göz yummak.
- Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme: Görevi yerine getirmemek ya da geciktirmek. Örneğin, vatandaştan gelen dilekçeye süresinde cevap vermemek.
- Haksız menfaat sağlama: Kamu görevlisinin, görevini kötüye kullanarak bir başkasına haksız çıkar sağlaması.
Bu suçun oluşması için kamu görevlisinin kasten hareket etmesi gerekir. Yani fail, yaptığı eylemin görevine aykırı olduğunu bilerek hareket etmelidir. Ayrıca eylem sonucunda kamunun zarar görmesi, kişilerin mağdur olması veya birine haksız çıkar sağlanması aranır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Cezası Nedir?
TCK m.257 üç fıkra halinde cezaları düzenler:
- 257/1 (icrai hareket): Görevin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan kamu görevlisi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- 257/2 (ihmali hareket): Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek benzer sonuçlara yol açan kamu görevlisi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- 257/3 (haksız menfaat): Görevini kötüye kullanarak bir kişiye haksız menfaat sağlayan kamu görevlisi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Bu cezaların alt ve üst sınırları, failin aldığı menfaatin büyüklüğü veya mağduriyetin boyutu gibi hususlara göre hâkim tarafından belirlenir.
Kamu Görevlisi Olmayan Kişiler Bu Suçtan Sorumlu Tutulabilir Mi?
Hayır. Görevi kötüye kullanma suçu mahsus suç niteliğindedir ve yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilir. TCK m.6/1-c’ye göre “kamu görevlisi”; kamusal bir faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya herhangi bir surette katılan kişidir. Dolayısıyla memurlar, belediye görevlileri, hâkimler, polisler gibi kamusal faaliyeti yerine getiren kişiler bu suçun faili olabilir.
Ancak kamu görevlisi olmayan bir kişi bu suçun faili olamaz. Yine de bu kişiler azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumluluk üstlenebilir. Örneğin, bir vatandaşın memura “bu işi yapma, şu evrakı beklet” demesi durumunda, memur görevi kötüye kullanma suçunu işlerken, vatandaş azmettiren sıfatıyla sorumluluk doğurabilir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Şikâyete Tabi Midir?
Görevi kötüye kullanma suçu, şikâyete tabi suçlardan değildir. Yani savcılık, bu suçu re’sen (kendiliğinden) soruşturmakla yükümlüdür. Bir kişinin şikâyetçi olup olmaması soruşturmanın başlaması açısından önem taşımaz. Cumhuriyet savcısı bu suçun işlendiğini öğrendiğinde, doğrudan soruşturma başlatır.
Bu özellik, suçun kamu düzenine karşı işlenen suçlar arasında görülmesinden kaynaklanır. Çünkü kamu görevlisinin görevi kötüye kullanması, yalnızca bireyi değil aynı zamanda kamu idaresinin güvenilirliğini de zedelemektedir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
TCK m.66’ya göre dava zamanaşımı, suçun öngörülen ceza üst sınırına göre değişir:
- 257/1 ve 257/2’de cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan, 8 yıl dava zamanaşımı uygulanır.
- 257/3’te cezanın üst sınırı 3 yıl olduğundan, yine 8 yıl dava zamanaşımı geçerlidir.
Bu süreler içinde dava açılmazsa kamu davası düşer. Ayrıca, dava açıldıktan sonra yargılama devam ederken de zamanaşımı süresinin dolması mümkündür. Bu durumda mahkeme, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Mağdur Kim Sayılır?
Mağdur hem birey olabilir hem de kamu olabilir. Kamu görevlisinin eylemi nedeniyle bireyler doğrudan mağduriyet yaşayabilir (örneğin bir vatandaşın başvurusu haksız yere reddedildiğinde). Aynı zamanda kamu da zarar görebilir (örneğin belediye bütçesinin amacı dışında kullanılması).
Yargıtay uygulamalarında mağdurun sadece “zarara uğrayan kişi” olmadığı, aynı zamanda kamu idaresine duyulan güvenin de zedelendiği kabul edilmektedir. Bu nedenle suçun mağduru, bireysel kişiler kadar toplumun tamamıdır.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu Sabıka Kaydına İşler Mi?
Evet. Bu suçtan verilen mahkûmiyet kararları adli sicil kaydına işlenir. Eğer ceza ertelenmiş ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmişse, bunlar doğrudan sabıka kaydında görünmez; ancak adli sicil arşivinde tutulur.
Sabıka kaydına işlenen bir mahkûmiyet, kişinin memuriyete girişinden özel sektörde işe alım süreçlerine kadar pek çok alanda olumsuz etki yaratabilir. Özellikle kamu görevine atanmak isteyenler açısından, görevi kötüye kullanma suçundan alınan bir mahkûmiyet, güvenilirlik ve liyakat ilkelerine aykırı görüldüğü için ciddi engel teşkil eder.





Comments are closed