Sarıhan Hukuk ve Danışmanlık 2023 yılında avukat Seda Sarı tarafından Eskişehir’de kurulmuştur. Dinamik kadrosuyla müvekkillere hızlı ve etkin bir hizmet vermektedir. Ulusal ve uluslararası alanda hukukun birçok dalında hizmet vermekte olan Sarıhan Hukuk Eskişehir Odunpazarı’nda bulmaktadır.

Kiracı Evi Başkasına Kiralarsa Ev Sahibi Ne Yapabilir?

Kiracının kiralanan evi başka bir kişiye bırakması, kira hukukunda sanıldığından çok daha önemli sonuçlar doğurur. Çünkü kira sözleşmesi yalnızca kira bedelinin ödenmesini düzenleyen bir ilişki değildir. Aynı zamanda taşınmazın kim tarafından kullanılacağını da belirler. Ev sahibi, taşınmazı herkese değil, belirli bir kişiye kiraya verir. Bu nedenle kiracının evi kendi kullanımından çıkarıp üçüncü bir kişiye bırakması, çoğu durumda ev sahibinin onayını gerektirir. Ev sahibinin bilgisi ve rızası olmadan yapılan böyle bir işlem, yalnızca taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelemez. Aynı zamanda sözleşmeye aykırılık oluşturur ve şartları oluştuğunda tahliye ile tazminat sonucuna kadar gidebilir. Bu nedenle kira avukatı desteği, yapılan işlemin misafirlik, birlikte kullanım, alt kiralama ya da kullanım devri niteliği taşıyıp taşımadığının doğru değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, kiracının evde bir başkasıyla birlikte yaşamaya devam etmesi ile evi tamamen başka birine bırakması arasındaki farktır. Her üçüncü kişi kullanımı aynı hukuki sonuca yol açmaz. Kiracının taşınmazda fiilen yaşamaya devam ettiği, ev üzerindeki kontrolünü sürdürdüğü ve kullanımın sınırlı kaldığı durumlarda daha farklı bir değerlendirme yapılabilir. Ancak kiracı evden ayrılmış, günlük yaşamını başka yerde sürdürmeye başlamış ve evi fiilen bir başkasına bırakmışsa, burada artık ciddi bir kullanım devri sorunu doğar. Sorunun ağırlığı da tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Çünkü ev sahibinin kiraya verdiği kişi ile evi kullanan kişi birbirinden farklı hale gelmiştir.

Bazı kiracılar, kira bedelini ödemeye devam ettikleri sürece evi kimin kullandığının önemli olmadığını düşünür. Oysa hukuken ödeme ile kullanım birbirinden ayrılamaz. Evin kira bedelinin düzenli ödenmesi, kullanım hakkının başkasına devredilmesini otomatik olarak meşru hale getirmez. Taşınmazı fiilen kullanan kişi değişmişse ve bu değişim ev sahibinin onayı olmadan gerçekleşmişse, sözleşme dengesi bozulur. Bu nedenle konu yalnızca kira ödemesinin devam edip etmediği ile değil, taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetin kimde olduğu ile değerlendirilir.

Kiracının Evi Başkasına Kiralaması Hukuken Nasıl Değerlendirilir

Kiracının evi başkasına bırakması, hukuken genellikle alt kiralama veya kullanım devri olarak değerlendirilir. Alt kiralamada kiracı, taşınmazı başka bir kişiye belirli bir bedel karşılığında kullandırır. Kullanım devrinde ise kira sözleşmesi yine kiracı üzerinde kalır ancak taşınmazı fiilen kullanan kişi değişir. Aralarında teknik fark bulunsa da iki durumda da ortak sorun aynıdır. Taşınmazı kullanan kişi artık ev sahibinin sözleşme yaptığı kiracı değildir.

Burada en önemli değerlendirme, kiracının taşınmaz üzerindeki fiili varlığını sürdürüp sürdürmediğidir. Eğer kiracı evde yaşamaya devam ediyor, sadece bir yakını veya başka bir kişiyle birlikte oturuyorsa, bu durum her zaman doğrudan alt kiralama olarak kabul edilmez. Ancak kiracı evden ayrılmış, taşınmazı tamamen başka bir kişiye bırakmış, bu kişi evi bağımsız şekilde kullanmaya başlamışsa, burada artık açık biçimde kullanımın devredildiği kabul edilir. Özellikle kiracının başka şehirde yaşamaya başlaması, taşınmazı düzenli biçimde bir başkasına kullandırması ya da ev üzerinden ekonomik gelir elde etmesi halinde bu değerlendirme daha da netleşir.

Günlük kiralama, kısa süreli konaklama ya da evin farklı kişilere sırayla kullandırılması da hukuki riski büyütür. Çünkü bu tür kullanımlar yalnızca üçüncü kişiye bırakma meselesi değildir. Aynı zamanda taşınmazın kullanım amacını değiştirebilir, apartman düzenini etkileyebilir ve ev sahibinin taşınmaz üzerindeki beklentisini tamamen bozabilir. Bu nedenle kiracının evi başkasına kullandırması, basit bir tercih olarak değil, kira sözleşmesinin sınırlarını zorlayan bir işlem olarak ele alınır.

Kiracının Evi Başkasına Kiralamasında Ev Sahibinin İzni Gerekir mi

Kiracının evi başka bir kişiye kiralayabilmesi ya da fiilen kullandırabilmesi için ev sahibinin açık izni gerekir. Bu izin olmadan yapılan kullanım hukuken korunmaz. Çünkü kira sözleşmesi taraflar arasında kurulmuş kişisel bir ilişkidir. Ev sahibi, taşınmazı belirli bir kişiye ve o kişiyle kurduğu güven ilişkisine dayanarak kiraya verir. Bu nedenle kiracının tek taraflı biçimde evi üçüncü kişiye bırakması, ev sahibinin sözleşme kurarken esas aldığı koşulları değiştirmiş olur.

Ev sahibinin izin verip vermemek konusunda takdir hakkı vardır. Kiracı ekonomik gerekçeler ileri sürebilir, geçici bir sebepten dolayı evi başkasına bırakmak isteyebilir ya da taşınmazı aile bireylerinden birine kullandırmak isteyebilir. Ancak bu gerekçeler ev sahibini otomatik olarak bağlamaz. Ev sahibinin açık rızası yoksa, kullanım devri yine sözleşmeye aykırılık riski taşır. Bu nedenle kiracının böyle bir planı varsa bunu önceden açıklaması ve mümkünse yazılı onay alması gerekir.

İznin kapsamı da ayrıca önemlidir. Belirli bir kişi için verilen izin, başka bir kişiyi kapsamaz. Belirli bir süre için verilen izin, süresiz kullanıma dönüşmez. Kiracı bu sınırları aşarsa, başlangıçta verilmiş bir izin bile hukuki koruma sağlamaz. Bu yüzden izin konusu yalnızca var mı yok mu sorusuyla değil, hangi kapsamda verildiği ile birlikte değerlendirilmelidir.

Kiracının Evi Başkasına Kiralaması Sözleşmeye Aykırılık Sayılır mı

Ev sahibinin izni olmadan yapılan kiralama veya kullanım devri, açık biçimde sözleşmeye aykırılık sayılır. Çünkü kiracı, kendisine tanınan kullanım hakkını üçüncü bir kişiye bırakmıştır. Bu durum kira sözleşmesinin temel yapısını bozar. Ev sahibi taşınmazı sözleşmenin tarafı olan kiracıya teslim etmişken, fiilen bambaşka bir kişi taşınmazı kullanmaya başlamıştır. Bu nedenle kullanımın izinsiz biçimde devredilmesi, çoğu olayda ciddi bir ihlal olarak değerlendirilir.

En ağır ihlal, kiracının evde yaşamayı tamamen bırakmasıdır. Bu durumda artık kiracının sözleşmedeki konumu ile taşınmazı fiilen kullanan kişi tamamen ayrışır. Bunun dışında kiracının evi düzenli olarak başkalarına kullandırması, gelir elde etmesi, taşınmazı farklı amaçlarla değerlendirmesi veya ev sahibinin bilgisi dışında sürekli kullanıcı değişimi yaratması da sözleşmeye aykırılık doğurabilir. Burada mesele yalnızca evin başka biri tarafından kullanılması değildir. Aynı zamanda ev sahibinin onayı dışında yeni bir kullanım düzeni kurulmuş olmasıdır.

Kiracının kira bedelini aksatmaması sonucu değiştirmez. Çünkü kira sözleşmesinde ev sahibinin korunması gereken menfaati yalnızca kira parasını almak değildir. Aynı zamanda taşınmazın kim tarafından, nasıl ve hangi sınırlar içinde kullanılacağını bilmek ve buna göre sözleşme ilişkisini sürdürmektir. Bu nedenle izinsiz kullanım, tek başına ciddi bir aykırılık sebebi olabilir.

Kiracı Evi Başkasına Kiraladığında Ev Sahibinin Başvurabileceği Yollar

Ev sahibi, kiracının evi başkasına kiraladığını ya da kullandırdığını öğrendiğinde hukuki olarak harekete geçebilir. İlk yapılması gereken, durumun netleştirilmesi ve mümkünse yazılı hale getirilmesidir. Uygulamada genellikle ilk adım, kiracıya yazılı ihtar gönderilmesidir. Bu ihtarda, sözleşmeye aykırı davranışın sona erdirilmesi, taşınmazın yeniden kiracının kendisi tarafından kullanılmasının sağlanması veya aykırılığın kaldırılması istenir. Bu aşama, daha sonra açılacak tahliye davası bakımından önemli bir dayanak oluşturur.

Kiracı bu aykırılığı devam ettirirse, ev sahibi tahliye talebinde bulunabilir. Özellikle kiracının evi tamamen üçüncü kişiye bırakması, taşınmazda fiilen yaşamaması ve kullanımın kalıcı hale gelmesi durumunda tahliye ihtimali güçlenir. Mahkeme, taşınmazın fiilen kim tarafından kullanıldığını, bu kullanımın ev sahibinin bilgisi dahilinde olup olmadığını ve sözleşmeye aykırılığın ağırlığını değerlendirir. Aykırılık sabit hale gelirse, tahliye kararı verilmesi mümkündür.

Ev sahibinin yalnızca tahliye isteme hakkı yoktur. Şartları oluşmuşsa uğradığı zararların tazminini de talep edebilir. Taşınmaz farklı amaçla kullanılmışsa, apartman düzeni bozulmuşsa, fiziki zarar doğmuşsa veya taşınmazın değerini olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkmışsa, bu zararlar ayrıca istenebilir. Zarar yalnızca kırılan dökülen eşya ile sınırlı değildir. Kullanım biçiminin doğurduğu diğer olumsuzluklar da tazminat kapsamına girebilir.

Bu süreçte en önemli aşama ispat kısmıdır. Ev sahibinin, taşınmazı kiracı dışında bir kişinin kullandığını ortaya koyması gerekir. Komşu beyanları, apartman görevlisinin anlatımları, kamera kayıtları, resmi tespitler veya yazışmalar bu noktada belirleyici hale gelir. Kullanımın kimde olduğu açık biçimde ortaya konduğunda, ev sahibinin hukuki süreci çok daha güçlü ilerler.

Kiracının evi başkasına kiralaması, hafife alınacak bir mesele değildir. Ev sahibi böyle bir durumda yalnızca rahatsızlığını dile getirmekle kalmaz. İhtar gönderebilir, tahliye isteyebilir, zararını talep edebilir ve sözleşmeye aykırılığı hukuken ortadan kaldırmak için gerekli tüm yollara başvurabilir. Bu nedenle kiracının taşınmazı başkasına kullandırmadan önce hukuki sınırları açık biçimde bilmesi gerekir.

Comments are closed

WhatsApp Ara