Sarıhan Hukuk ve Danışmanlık 2023 yılında avukat Seda Sarı tarafından Eskişehir’de kurulmuştur. Dinamik kadrosuyla müvekkillere hızlı ve etkin bir hizmet vermektedir. Ulusal ve uluslararası alanda hukukun birçok dalında hizmet vermekte olan Sarıhan Hukuk Eskişehir Odunpazarı’nda bulmaktadır.

TBK 347 Nedir? Kiraya Verenin 10 Yıllık Uzama Süresi Sonunda Fesih Hakkı

  • Home
  • Kira Davaları
  • TBK 347 Nedir? Kiraya Verenin 10 Yıllık Uzama Süresi Sonunda Fesih Hakkı
TBK 347 Kira Kanunu

TBK 347, konut ve çatılı işyeri kiralarında kira sözleşmesinin hangi koşullarda sona erebileceğini düzenleyen temel bir hükümdür ve özellikle kiraya verenin, sözleşmenin 10 yıllık uzama süresinin sonunda fesih hakkını nasıl kullanabileceğini ayrıntılı olarak belirler. Maddeye göre kira sözleşmesi ilk belirlenen süresi dolduktan sonra kiracının taşınmazı boşaltmaması hâlinde sözleşme kendiliğinden birer yıllık dönemlerle uzamaya devam eder; işte bu otomatik uzama dönemlerinin toplamı 10 yılı doldurduğunda, kiraya veren herhangi bir gerekçe göstermek zorunda olmaksızın dönem sonunda sözleşmeyi feshedebilme yetkisine sahip olur. Uygulamada bu düzenleme, 10 yıllık kiracının tahliyesi, fesih bildirim süresi ve TBK 347 dava açma süresi gibi konularda sıkça tartışılır; çünkü hem kiracının korunmasını hem de kiraya verenin mülkiyet hakkını dengeleyen karmaşık bir yapı içerir. Özellikle uygulamada farklı yorumların ortaya çıkması, tarafların süreci doğru değerlendirebilmek adına zaman zaman bir kira avukatı tarafından görüş almasını gerektirebilir; bölgesel farklılıkların etkili olduğu durumlarda ise Eskişehir kira hukuku alanına hâkim uzmanlardan destek alınması, TBK 347’nin doğru uygulanması bakımından süreci daha sağlıklı hale getirebilir. Bu nedenle TBK 347, kira ilişkilerinde süre, tahliye, fesih bildirimi ve kiracının hukuki güvencesi bakımından en kritik maddelerden biridir ve uygulamada doğru anlaşılması büyük önem taşır.

TBK 347’deki “10 Yıllık Uzama Süresi” Nasıl Hesaplanır?

TBK 347’nin anlaşılmasında en kritik konulardan biri, kanunda geçen “on yıllık uzama süresinin” nasıl hesaplanacağıdır. Kira sözleşmesi düzenlenirken taraflar genellikle bir yıl süreli bir sözleşme hazırlar ve bu süre sona erdiğinde kiracının taşınmazı terk etmemesi hâlinde sözleşme kendiliğinden birer yıllık dönemlerle uzamaya başlar. İşte TBK 347’nin devreye girdiği nokta tam olarak bu uzama dönemleridir. Kanuna göre kiraya veren, ilk belirlenen sözleşme süresi bittikten sonra başlayan uzama dönemlerinin toplamı 10 yılı doldurduğunda, sözleşmenin sona erdirilmesi için fesih hakkını kullanabilir. Bu hesaplamada sözleşmenin ilk yılı dikkate alınmaz; yalnızca otomatik uzama dönemleri esas alınır. Örneğin bir yıllık sözleşmenin ilk yılı tamamlandıktan sonra başlayan uzama dönemleri toplamda 10 yılı bulduğunda artık kiraya veren TBK 347 kapsamında fesih hakkına sahiptir.

Bu noktada uygulamada sıkça karıştırılan bir konu da fesih hakkının ancak belirli dönemlerde kullanılabileceğidir. Kiraya verenin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilmesi, uzama yılının sona ereceği tarihten en az üç ay önce kiracıya yazılı bildirim göndermesiyle mümkündür. Bu bildirim yapılmadan 10 yıllık kiracının tahliyesi yasal olarak mümkün olmaz. Dolayısıyla kiraya veren açısından hem on yıllık sürenin doğru hesaplanması hem de fesih bildiriminin doğru zamanda yapılması son derece önemlidir. Aksi takdirde fesih bir sonraki uzama yılına sarkacağından süreç en az bir yıl daha uzar. 

TBK 347 Hakkında Yargıtay Kararları: 10 Yıllık Süre Uygulaması

TBK 347’nin nasıl uygulanacağı konusunda en sağlam bilgiler Yargıtay kararlarından elde edilir. Özellikle 3. Hukuk Dairesi’nin birçok kararında açıkça belirtildiği üzere, 10 yıllık sürenin başlangıç noktası kira sözleşmesinin ilk yılı değil, uzama dönemlerinin başladığı tarihtir. Bu nedenle kiraya verenin fesih hakkı sözleşme tarihinin 10. yılında değil, uzama dönemlerinin toplamının 10. yılını doldurduğu tarihte doğar. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında ayrıca fesih bildiriminin mutlaka yasal süre içinde yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Süresi içinde yapılmayan bildirimler geçerli sayılmaz ve kiraya verenin tahliye talebi reddedilir. 

Yargıtay uygulamasına göre kiraya verenin yalnızca TBK 347’ye dayanarak doğrudan tahliye davası açması mümkün değildir. Öncelikle yazılı fesih bildiriminin kiracıya tebliğ edilmesi gerekir. Bildirimin tebliğ edilmediği veya zamanında yapılmadığı hâllerde açılan davalar usul yönünden reddedilir. Bu nedenle TBK 347 dava açma süresi konusunda da Yargıtay kesin bir yaklaşım benimsemiştir. Kiraya veren, fesih bildirimi göndermeden ve süreye riayet etmeden tahliye davası açamaz; açsa bile dava reddedilir ve kiracı sözleşmeye bir yıl daha devam eder. Yargıtay ayrıca kiracının korunması gerektiği yönünde istikrarlı bir yaklaşım benimsemiş olup, kiracının haklarının ihlal edilmesine yol açacak şekilde TBK 347’nin uygulanmasına izin vermez.  

Kiraya Verenin Hakları: TBK 347’nin Sağladığı Fesih Yetkisi

TBK 347, kiraya verene sınırlı ama önemli bir fesih yetkisi tanır. Bu yetki yalnızca 10 yıllık uzama süresi tamamlandıktan sonra kullanılabilir. Kiraya veren, kira sözleşmesinin devam etmesini istemiyorsa uzama yılının sonundan en az üç ay önce yazılı bir fesih bildirimi göndererek sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu fesih, herhangi bir gerekçeye dayalı olmak zorunda değildir; “dönem sonu feshi” niteliğindedir. Ancak kiraya verenin fesih hakkını kullanabilmesi için sürelere sıkı sıkıya uyması gerekir. Çünkü TBK 347’de öngörülen süreler kamu düzenine ilişkindir ve hem kiracı hem kiraya veren bakımından bağlayıcıdır.

Bu fesih hakkının kiraya verene mülkiyet hakkını koruma imkânı sağladığı açıktır. Bir taşınmazın uzun yıllar boyunca aynı kiracı tarafından işgal edilmesi, kiraya veren açısından birtakım ekonomik ve hukuki riskler yaratabilir. TBK 347’nin sağladığı hak sayesinde kiraya veren, taşınmazını yeniden değerlendirmek, satmak, başka bir amaçla kullanmak veya farklı bir kiracıya vermek gibi seçeneklere sahip olur. Ancak tüm bu süreçte kiracının hakları da korunmaya devam eder. Kiraya veren, bildirimi yapmadan tahliye yoluna gidemez, kiracıyı zorlayamaz veya kanunun tanıdığı süreleri yok sayamaz. Böylece TBK 347 kiraya veren ve kiracı arasındaki dengeyi koruyan bir yapı sunar. 

TBK 347 Kapsamında Tahliye Davası Ne Zaman Açılır?

Tahliye davasının açılabileceği zaman dilimi, TBK 347’nin en önemli uygulama alanlarından biridir. Kiraya veren, fesih bildirimi göndermeden tahliye davası açamaz. Ayrıca bildirim, uzama yılının sona ermesinden en az üç ay önce gönderilmiş olmalıdır. Bildirimin tebliğ edildiği tarihten itibaren sözleşme, uzama yılının bitiminde kendiliğinden sona erer. Kiracı taşınmazı bu tarihte tahliye etmezse kiraya veren tahliye davası açabilir. 

Bu noktada TBK 347 dava açma süresi son derece önemlidir. Kiraya verenin davayı, fesih bildiriminin geçerli olduğu yılın sonunda açması gerekir. Aksi hâlde dava erken açılmış sayılabilir ve reddedilebilir. Bu nedenle tahliye davasının hangi tarihte açılacağı, bildirimin ne zaman gönderildiğine bağlı olarak değişir. Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri bildirimin tebliğinden önce davaya başvurmaktır. Bu tür davalar Yargıtay tarafından usulden reddedilmektedir. Bu nedenle kiraya verenin hem fesih bildirimi hem dava süreci açısından dikkatli olması gerekir.  

TBK 347 Kapsamında Kiracının Hakları Nelerdir?

Kiracılar için TBK 347 yalnızca bir tahliye riski doğurmaz; aynı zamanda güçlü koruyucu hükümler içerir. Kiracının en temel hakkı, 10 yıllık uzama süresi dolmadan TBK 347’ye dayanılarak tahliye edilemeyeceğidir. Bu koruma mutlak niteliktedir ve Yargıtay tarafından da istikrarlı biçimde uygulanmaktadır. Ayrıca kiraya veren, 10 yıllık uzama süresi dolsa bile fesih bildirimini doğru zamanda yapmadığı sürece kiracı bir yıl daha taşınmazda kalma hakkına sahiptir. Bu açıdan 10 yıllık kiracı hakları hem kiracıyı keyfi tahliyelere karşı korur hem de hukuki güvenliğini sağlar. 

Kiracı, kira artışları bakımından da TBK 347’den etkilenmez. On yıllık sürenin dolması kira artış oranlarını değiştirmez; kira artışı hâlen TÜFE oranı ve kira tespit davası hükümleri çerçevesinde belirlenir. Kiracının bir diğer hakkı ise sözleşmenin dürüstlük kuralına uygun biçimde yürütülmesidir. Kiraya verenin fesih hakkını kötü niyetli şekilde kullanması, örneğin kiracıyı baskı altına alacak şekilde bildirim göndermesi veya gerçeğe aykırı beyanlarda bulunması mümkün değildir. Kiracı bu durumlarda genel hükümler çerçevesinde hukuki yollara başvurabilir.

TBK 347 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

10 yıllık süreden önce TBK 347 işletilebilir mi?

On yıllık uzama süresi dolmadan TBK 347 işletilemez. Kiraya veren bu sürenin tamamlanmasını beklemek zorundadır. Süre dolmadan yapılan her türlü fesih bildirimi geçersizdir. Bu nedenle 10 yıllık kiracının tahliyesi yalnızca süre dolduktan sonra mümkündür. Süre dolmadan yapılacak tahliye girişimleri Yargıtay tarafından reddedilmektedir.

Kiracı 10 yılı doldurduysa kira artışı nasıl olur?

On yıllık uzama süresinin dolması kira artış oranlarını değiştirmez. TBK 347’nin kira artışıyla doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kira artışı, TBK 344 kapsamında TÜFE oranı ve hakimin belirleyeceği makul kira bedeli çerçevesinde belirlenir. Dolayısıyla TBK 347 yalnızca fesih yetkisine ilişkindir. 

Kiraya veren 10 yıl dolunca hemen dava açabilir mi?

Kiraya verenin doğrudan dava açması mümkün değildir. Öncelikle yazılı fesih bildiriminin süresinde gönderilmesi gerekir. Bildirim yapılmadan açılan davalar reddedilmektedir. Bu süreçte TBK 347 dava açma süresi açısından kritik olan nokta, davanın ancak fesih bildiriminin geçerli olduğu dönem sona erdiğinde açılabileceğidir. 

TBK 347 uyarınca fesih bildirimi hangi dönemde gönderilmelidir?

Fesih bildirimi, ilgili uzama yılının bitiminden en az üç ay önce gönderilmelidir. Bu süreye uyulmazsa fesih bir sonraki yıl için geçerli olur. Süreye uyulmaması, tahliye sürecini bir yıl geciktirir ve kiracının sözleşmeye devam hakkını doğurur.

On yıllık sürenin dolması kiracının tahliye tazminatı talep hakkını etkiler mi?

TBK 347 kapsamında yapılan fesih bildirimleri dönem sonu feshi niteliğinde olduğundan kiracının tahliye tazminatı talep hakkı doğurmaz. Ancak kiracının haksız veya usulsüz tahliye girişimlerinden zarar görmesi hâlinde genel hükümlere göre tazminat talep etme imkânı bulunmaktadır. Bu durum TBK 347’nin kiracı lehine getirdiği koruma mekanizmasının bir parçasıdır.

Comments are closed