Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu madde 118’de kamunun sağlığına karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Korunan hukuki değer yalnızca bireylerin sağlığı değil, toplumun genel sağlık düzeni ve kamu güvenliğidir. Bu suç tipi, yalnızca uyuşturucu madde satılmasını değil, maddenin imal edilmesi, ithal edilmesi, ihraç edilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, başkasına verilmesi, satın alınması, kabul edilmesi ve ticari amaçla bulundurulması gibi çok sayıda fiili kapsar. Bu yönüyle suçun kapsamı geniştir ve uygulamada çoğu zaman kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile karıştırılır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bunun temel nedeni, bu suçun bireysel sınırları aşarak toplumsal düzeni tehdit etmesidir. Özellikle uyuşturucu maddelerin üretim ve dağıtım zincirinin yayılması, gençler başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkiler. Bu nedenle mahkemeler, dosyayı değerlendirirken yalnızca ele geçen madde miktarına değil, failin hareket biçimine, maddenin bulundurulma amacına, paketlenme şekline, olayın organizasyonuna ve dosyadaki diğer delillere birlikte bakar. Tek bir seçimlik hareketin gerçekleşmesi bile suçun oluşması için yeterli olabilir.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda İmal Kavramı
İmal, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin elde edilmesine imkan sağlayan üretim faaliyetidir. Bir maddenin işlemden geçirilerek uyuşturucu niteliği kazanması, mevcut uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi veya üretim sürecinin fiilen yürütülmesi imal kapsamında değerlendirilir. Burada belirleyici olan unsur, failin yalnızca maddeyi elinde bulundurması değil, üretim sürecine aktif biçimde katılmasıdır. Bu nedenle laboratuvar düzeni kurulması, kimyasal maddelerin bir araya getirilmesi, üretime elverişli ekipman kullanılması ve uyuşturucu madde elde etmeye yönelik somut işlem yapılması imal suçunun değerlendirilmesinde önem taşır.
Buna karşılık uyuşturucu maddenin niteliğini değiştirmeyen her işlem imal sayılmaz. Sadece paketleme, taşıma, saklama veya mevcut maddeyi üretim dışı basit işlemlerle hazır hale getirme her zaman imal olarak kabul edilmez. Mahkeme, olayın bütününe bakarak gerçek anlamda üretim kastı bulunup bulunmadığını değerlendirir. Bu nedenle imal suçunda teknik raporlar, ele geçen malzemeler, üretim düzeni ve failin rolü büyük önem taşır. Özellikle üretime elverişli ortamın kurulmuş olması, uyuşturucu maddenin tesadüfi değil bilinçli biçimde elde edildiğini gösteren güçlü bir delildir.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda İthal Kavramı
İthal, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yurt dışından ülke içine ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde sokulmasıdır. Bu fiilde önemli olan, maddenin sınır aşan biçimde Türkiye’ye yasa dışı yollarla getirilmesidir. Maddenin fail tarafından bizzat taşınması zorunlu değildir. Fail, ithal organizasyonunun içinde yer alıyor, maddeyi getiren zincirin parçası oluyor veya giriş sürecine bilerek katkı sağlıyorsa ithal suçundan sorumlu tutulabilir. Bu nedenle kurye, aracı, organizatör veya yönlendiren kişi bakımından da ithal fiili gündeme gelebilir.
İthal suçunda en çok tartışılan konulardan biri, failin taşınan maddenin niteliğini bilip bilmediğidir. Çünkü ceza sorumluluğu için suç kastının bulunması gerekir. Ancak uygulamada sadece taşıdım, içeriğini bilmiyordum şeklindeki savunmalar tek başına yeterli kabul edilmez. Yolculuk planı, iletişim kayıtları, gizleme yöntemi, maddenin saklanma şekli ve olayın organizasyonu birlikte değerlendirilir. Özellikle uyuşturucu maddenin sınırdan geçirilmesi planlı bir faaliyet olarak ortaya çıkıyorsa, ithal suçu bakımından daha ağır bir değerlendirme yapılır.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda İhraç Kavramı
İhraç, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin Türkiye’den yurt dışına yasa dışı şekilde çıkarılmasıdır. Bu fiil, ithal ve imal gibi ağır yaptırıma bağlanmış hareketlerden biridir. Burada önemli olan, maddenin ülke dışına çıkarılmasına yönelik kastın ve fiili hareketin varlığıdır. Uyuşturucu maddenin sınır dışına çıkarılmak üzere hazırlanması, taşınması veya organizasyonun bu amaca yönelmiş olması halinde ihrac suçu gündeme gelir. Bu nedenle iç piyasaya yönelik dolaşım ile sınır ötesine yönelik hareketler birbirinden ayrılır.
İhraç suçu, çoğu zaman uluslararası bağlantılı dosyalarda ortaya çıkar. Taşıma güzergahı, teslim noktası, iletişim ağı ve organizasyon yapısı bu suçun değerlendirilmesinde önem taşır. Aynı ülke içinde bir şehirden başka bir şehre taşıma ihrac olarak değerlendirilmez. Bu durumda olayın niteliğine göre sevk etme veya nakletme fiilleri tartışılır. İhraç suçunda, maddenin ülke dışına çıkış amacına bağlanan hareketlerin varlığı esas alınır. Bu yüzden dosyanın yalnızca ele geçme yerine göre değil, taşımanın yönü ve amacı bakımından da dikkatle incelenmesi gerekir.
Satma, Satışa Arz Etme, Başkalarına Verme, Sevk Etme, Nakletme, Depolama, Satın Alma, Kabul Etme veya Bulundurma
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu seçimlik hareketli suçlardandır. Bu nedenle suçun oluşması için kanunda sayılan hareketlerden yalnızca birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Satma, uyuşturucu maddenin bir bedel karşılığında başkasına devredilmesidir. Satışa arz etme, satış gerçekleşmemiş olsa bile maddenin satış amacıyla hazır tutulması veya piyasaya sunulmasıdır. Başkalarına verme, bedel unsuru aranmaksızın üçüncü kişinin madde üzerinde fiili tasarruf kurmasına imkan tanınmasıdır. Sevk etme, maddenin bir başkası aracılığıyla başka bir yere gönderilmesini ifade ederken, nakletme failin maddeyi bizzat taşımasını ifade eder.
Depolama, uyuşturucu maddenin ticari amaçla belirli bir yerde muhafaza edilmesini anlatır. Satın alma ve kabul etme fiilleri de ticari dolaşım zincirine katılmayı gösteren hareketler arasında yer alır. Bulundurma ise en çok tartışılan hareketlerden biridir. Çünkü burada asıl mesele, bulundurmanın kişisel kullanım amacıyla mı yoksa ticaret amacıyla mı olduğunun belirlenmesidir. Bu ayrım yapılırken madde miktarı, paket sayısı, terazi bulunup bulunmadığı, para trafiği, haberleşme kayıtları ve failin davranış biçimi birlikte değerlendirilir. Dolayısıyla tek bir hareketin varlığı, suçun oluşması için yeterli olmakla birlikte, failin amacı ve olayın bütün koşulları cezai nitelendirmede belirleyici olur.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Nitelikli Haller
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunda bazı durumlar cezanın artırılmasına neden olan nitelikli hal olarak kabul edilir. Maddenin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve benzeri ağır etkiye sahip türlerden olması bunlardan biridir. Bu durumda verilecek ceza artırılır. Kanun koyucu burada maddenin toplum üzerindeki yıkıcı etkisini dikkate alarak daha ağır yaptırım öngörmüştür. Aynı şekilde suça konu maddenin çocuklara verilmesi veya satılması da daha ağır değerlendirilir ve bu halde cezanın alt sınırı yükselir.
Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilmesi de nitelikli hal oluşturur. Bunun nedeni, organize hareket etmenin suçu işlemeyi kolaylaştırması ve suçla mücadeleyi zorlaştırmasıdır. Ayrıca sağlık veya ecza alanında çalışan kişiler tarafından işlenmesi de ayrı bir ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilir. Bir başka nitelikli hal de suçun okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan yerlere yakın alanlarda işlenmesidir. Bu durumda toplumun korunma ihtiyacı daha yüksek görüldüğü için ceza yine artırılır.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunun Cezası
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi hakkında 20 yıldan 30 yıla kadar hapis ve 2.000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası öngörülür. Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’nda en ağır yaptırıma bağlanan suçlar arasında yer alır. Ülke içinde satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, nakletme, depolama, satın alma, kabul etme veya ticari amaçla bulundurma fiillerinde ise 10 yıldan az olmamak üzere hapis ve ayrıca yüksek miktarda adli para cezası söz konusu olur. Bu nedenle suçun niteliği ve seçimlik hareketin türü cezanın belirlenmesinde doğrudan etkili olur.
Cezanın belirlenmesinde yalnızca kanuni alt ve üst sınırlar dikkate alınmaz. Ele geçen madde miktarı, maddenin türü, failin dosya içindeki rolü, suçun örgütlü yapıda işlenip işlenmediği, nitelikli hal bulunup bulunmadığı ve olayın somut özellikleri birlikte değerlendirilir. Ayrıca adli para cezası, bu dosyalarda hafife alınmaması gereken ayrı bir yaptırım alanıdır. Birçok dosyada hapis cezasının yanında çok yüksek gün sayılı adli para cezası da verilir. Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçunun cezası değerlendirilirken sadece hapis süresine değil, tüm mali ve cezai sonuçlara birlikte bakmak gerekir.
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Etkin Pişmanlık
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında etkin pişmanlık özel olarak düzenlenmiştir. Suça iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar suçtan haberdar olmadan önce diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri bildirirse ve verdiği bilgi yakalama ya da ele geçirmeyi sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz. Burada cezasızlık sonucunun doğabilmesi için yalnızca bilgi verilmesi yetmez. Verilen bilginin somut şekilde sonuca ulaşması gerekir. Yani suç ortaklarının yakalanması veya uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi şarttır.
Etkin pişmanlık hükümleri dar yorumlanır. Çünkü bu kurum, suçun ortaya çıkarılmasına fiilen yardım eden kişiye tanınmış istisnai bir imkan niteliği taşır. Bu nedenle ihbarın doğru zamanda yapılması, kişinin gerçekten suça iştirak etmiş olması, verilen bilginin yeterli düzeyde olması ve bilginin somut başarı sağlaması gerekir. Sadece genel nitelikte anlatımlar veya sonucu değiştirmeyen açıklamalar her zaman etkin pişmanlık kapsamında kabul edilmez. Bu yüzden etkin pişmanlık değerlendirmesi her dosyada olayın gelişimine göre yapılır.
Ceza İndirim Nedeni Olarak Etkin Pişmanlık
Resmi makamlar suçtan haberdar olduktan sonra etkin pişmanlık hükümleri tamamen ortadan kalkmaz. Ancak bu durumda sonuç cezasızlık değil, cezada indirim olabilir. Kişi gönüllü olarak suçun ortaya çıkarılmasına, suç ortaklarının yakalanmasına veya olayın aydınlatılmasına hizmet edecek ölçüde yardım ederse verilecek cezada indirim yapılabilir. Burada artık soruşturma başlamıştır, ancak failin sonraki iş birliği dikkate alınır. Bu nedenle ilk aşamadaki etkin pişmanlık ile sonradan yardım etme hali birbirinden farklıdır.
Ceza indirimi bakımından da yardımın gönüllü olması ve dosyaya gerçek katkı sunması gerekir. Zorunlu olarak verilen ifadeler, zaten bilinen hususların tekrarı veya dosyaya etkisi olmayan açıklamalar her zaman indirim nedeni sayılmaz. Mahkeme, failin verdiği bilginin soruşturmaya ne ölçüde katkı sunduğunu değerlendirir. Katkının niteliğine göre cezada belli oranda indirim yapılabilir. Bu nedenle etkin pişmanlık, sadece lafzen ileri sürülen bir savunma değil, somut etkisi olan aktif bir iş birliği davranışı olarak ele alınır.
Uyuşturucu Madde Kullanma ile Ticareti Arasındaki Fark
Uyuşturucu madde kullanma ile ticareti arasındaki en önemli fark, failin elindeki maddeyi hangi amaçla bulundurduğunun belirlenmesidir. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda amaç kişisel tüketimdir. Ticaret suçunda ise maddeyi başkasına verme, satma, dolaşıma sokma veya bu amaçla muhafaza etme iradesi vardır. Uygulamada en çok bakılan ölçütlerden biri ele geçen maddenin miktarıdır. Ancak miktar tek başına kesin ölçüt değildir. Çünkü bazen az miktarda maddeyle de ticaret yapılabilir, bazen daha yüksek miktar kullanım alışkanlığı nedeniyle kişisel kullanım savunmasıyla değerlendirilebilir.
Bu ayrım yapılırken paketleme şekli, ele geçen hassas terazi, para, haberleşme içerikleri, müşteri bağlantıları, sevk düzeni ve failin savunması birlikte incelenir. Özellikle küçük paketler halinde hazırlanmış madde, ticaret kastını destekleyen önemli bir olgu olabilir. Buna karşılık tek parça madde, kullanım araçları ve bağımlılık geçmişi farklı değerlendirme doğurabilir. Mahkeme, tek bir göstergeden yola çıkmaz. Dosyanın tümü üzerinden bir sonuca ulaşır. Bu nedenle kullanma ile ticaret ayrımı, teknik ve olayın bütününe dayanan bir hukuki değerlendirme alanıdır.
Teşebbüs
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu teşebbüse elverişli suçlardandır. Fail, suçu işlemeye yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Burada önemli olan nokta, hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin ayrılmasıdır. Her hazırlık davranışı cezalandırılmaz. Ancak fail, uyuşturucu maddeyi satmaya yönelik teslim aşamasına geçmiş, ithal veya ihraç sürecini doğrudan başlatmış ya da üretim zincirine fiilen girmişse, artık teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.
Teşebbüs değerlendirmesi her dosyada farklı yapılır. Çünkü bazı olaylarda henüz planlama aşaması vardır, bazı olaylarda ise suçun tamamlanmasına çok yaklaşılmıştır. Örneğin alıcıyla buluşma noktasına madde götürülmesi, sevkiyatın başlaması veya üretim aşamasına geçilmesi, suçun icra hareketlerine başlandığını gösterebilir. Buna karşılık yalnızca niyet konuşmaları veya soyut hazırlıklar her zaman teşebbüs sayılmaz. Bu nedenle teşebbüs, failin kastı kadar hareketlerin somutlaşma derecesine göre belirlenir.
İçtima
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunda içtima, failin aynı olay içinde birden fazla fiil gerçekleştirmesi halinde hangi cezalandırma sisteminin uygulanacağını belirler. Özellikle imal edilen veya ithal edilen uyuşturucu maddenin daha sonra ülke içinde satılması, başkasına verilmesi, sevk edilmesi veya depolanması durumunda, tek fiil mi yoksa birden fazla bağımsız suç mu bulunduğu tartışılır. Olayın niteliğine göre gerçek içtima kuralları gündeme gelebilir ve fail farklı fiiller nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılabilir.
Bunun yanında fail aynı suç işleme kararı altında uyuşturucu ticareti suçunu birden fazla kez işlemişse zincirleme suç hükümleri de tartışılabilir. Burada mağdur belirli bir kişi değil, kamunun sağlığı olduğundan değerlendirme klasik bireysel mağdur anlayışından farklı yürür. Fiiller arasındaki zaman ilişkisi, amaç birliği, hareketlerin bağlantısı ve olayın sürekliliği içtima bakımından belirleyici olur. Bu nedenle içtima meselesi yalnızca teknik bir ayrıntı değil, cezanın miktarını doğrudan etkileyen temel bir hukuki sorundur.
İştirak
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu iştirak bakımından son derece elverişli bir suç tipidir. Bu suçlar çoğu zaman tek kişi tarafından değil, temin eden, taşıyan, saklayan, sevk eden, teslim alan, müşteri bulan veya organizasyonu yöneten birden fazla kişi tarafından birlikte işlenir. Her kişinin rolü aynı değildir. Kimi asli fail olabilir, kimi yardım eden olabilir, kimi de suç üzerinde ortak hakimiyet kuran kişi olarak sorumlu tutulabilir. Bu nedenle iştirak hükümleri uygulanırken sadece olay yerinde bulunmak değil, suçun gerçekleşmesine yapılan katkının ağırlığı dikkate alınır.
Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ayrıca nitelikli hal oluşturur ve cezayı artırır. Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ise daha da ağır sonuç doğurur. Bunun dışında kalan iştirak halleri genel ceza hukuku kurallarına göre değerlendirilir. Uyuşturucu ticareti dosyalarında en önemli konulardan biri, failin zincir içindeki yerinin doğru belirlenmesidir. Çünkü rol dağılımı değiştikçe hem ceza miktarı hem de nitelikli hal uygulaması değişebilir. Bu nedenle iştirak değerlendirmesi, suçun oluşumu kadar cezanın bireyselleştirilmesi bakımından da belirleyici öneme sahiptir.






Comments are closed