Riskli yapı tespiti, bir binanın kentsel dönüşüm kapsamına alınmasını ve yıkım sürecini doğrudan tetikleyen idari bir karardır. Tespite itiraz etmek; hem malikler hem de kiracılar için yasal süreyi durdurmanın, haklarını korumanın ve yıkım kararını askıya almanın tek yoludur. Alanında deneyimli bir kira avukatıyla süreç yönetildiğinde itirazın hukuki dayanağı güçlenir, teknik raporlar doğru hazırlanır ve başvuru süreleri kaçırılmaz. Tespite yapılan başarılı bir itiraz, yapının riskli yapı listesinden çıkarılmasını ve kentsel dönüşüm işlemlerinin durmasını sağlayabilir.

Riskli Yapı Tespitinin Tebliği ve Kesinleşme Aşaması
Riskli yapı tespiti, 6306 sayılı Kanun ve bu kanunun uygulama yönetmeliği çerçevesinde yürütülür. Süreç, tespiti yapan lisanslı kuruluşun raporunu ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne iletmesiyle başlar. Riskli yapı tespiti; Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlar, üniversitelerin ilgili bölümleri ya da İdarece görevlendirilen teknik ekipler tarafından yapılır. Tespit raporu hazırlandıktan sonra İl Müdürlüğü onay verir ve yapı Bakanlık sistemine riskli olarak kaydedilir; bu kayıtla birlikte tapu kütüğüne riskli yapı şerhi işlenir. Şerh işleminin ardından bina malikleri ile taşınmazda hak sahibi olan kiracılara tebligat yapılması zorunludur. Tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun biçimde gerçekleştirilir ve tebligatta riskli yapı tespitine ilişkin bilgi, itiraz hakkı ile itiraz süresi açıkça yer almalıdır. Tebligatın usulsüz yapılması hâlinde itiraz süresinin başlamadığı ileri sürülebilir; bu durum süre hesabı açısından kritik öneme sahiptir. Riskli yapı tespiti, tebligat tarihinden itibaren 15 günlük itiraz süresi kullanılmadan geçirilirse kesinleşir. Kesinleşen karar üzerine İdare, malikler için 60 günlük yıkım sürecini başlatır. İtiraz edilmesi hâlinde ise tespit itiraz sonuçlanana kadar kesinleşmez ve yıkım süreci askıya alınır.

İtiraz Süresi, Başvuru Mercii ve Usul Kuralları
Riskli yapı tespitine itiraz, hem süresi hem de başvuru makamı açısından katı kurallara tabidir. İtiraz hakkı tebligatın yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlar ve süre 15 takvim günüdür; hafta sonu ve resmi tatiller hesaba dahil edilir. Süre dolmadan itirazın tamamlanması ve başvurunun ilgili makama ulaşmış olması şarttır. Posta gecikmelerinden kaynaklanabilecek hak kayıplarını önlemek için başvurunun elden ya da noter aracılığıyla yapılması önerilir. İtiraz başvurusu, yapının bulunduğu ilin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne yapılır. Başvuru dilekçesi; itirazın gerekçesini, teknik tespite ilişkin itiraz noktalarını ve sunulan belgelerin listesini içermelidir. Vekâlet yoluyla yapılan başvurularda noterden düzenlenmiş vekâletname zorunludur. Yapılan itiraz, Bakanlık tarafından belirlenen ve bünyesinde inşaat, deprem veya yapı mühendisliği uzmanlarının bulunduğu bir üniversite heyetine havale edilir. Heyet yapıyı yerinde inceleyerek itirazı değerlendirir ve teknik raporunu İl Müdürlüğüne sunar. Heyet itirazı haklı bulursa riskli yapı kararı kaldırılır; haksız bulursa tespit kesinleşir. İtiraz sonucu tebligat yoluyla bildirilir ve sonuca karşı idare mahkemesinde iptal davası açma süresi tebligat tarihinden itibaren 60 gündür.
İtiraz Başvurusunda Sunulacak Belge ve Teknik Raporlar
İtirazın başarılı olabilmesi büyük ölçüde başvuruya eklenen teknik belgelerin kalitesine ve gerekçenin somutluğuna bağlıdır. İtiraz başvurusuna eklenmesi gereken temel belgeler şunlardır: tapu senedi veya tapu kaydı, tebligatın bir örneği, bağımsız bölüme ait mimari proje veya rölöve, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi. Bu belgeler yapının hukuki statüsünü ve fiziksel özelliklerini ortaya koyar. İtirazın teknik dayanağını oluşturan en önemli unsur, lisanslı bir mühendis ya da yetkili bir mühendislik firmasından alınan bağımsız yapı inceleme raporudur. Rapor; yapının taşıyıcı sistem durumunu, zemin özelliklerini, mevcut hasar tespitini ve deprem performans analizini içermelidir. Üniversite heyeti itiraz değerlendirmesinde büyük ölçüde bu rapora dayanır; raporu hazırlayan uzmanın Bakanlık lisansına sahip olması kritik öneme taşır. Yapının mevcut durumunu gösteren tarihli fotoğraflar, tadilat ve güçlendirme çalışmalarına ilişkin belgeler de başvuruya eklenmelidir. İtiraz dilekçesi yalnızca teknik itirazı değil hukuki gerekçeleri de kapsamalıdır: tespiti yapan kuruluşun yetki belgesi, kullandığı yöntemin mevzuata uygunluğu ve uygulanan kriterlerin 6306 sayılı Kanun yönetmeliğindeki standartları karşılayıp karşılamadığı hukuki itiraz noktaları arasında sayılabilir.
İtiraz Sonrasında Yıkım ve Dava Sürecinin Etkileri
İtiraz başvurusu yapılması süreci doğrudan etkiler ve bazı hukuki sonuçlar doğurur. İtirazın İl Müdürlüğüne ulaşmasıyla birlikte riskli yapı tespiti kesinleşmez; dolayısıyla 60 günlük yıkım ve tahliye süreci de başlamaz. İtiraz sonuçlanana kadar idare, yapı sahiplerine ya da kiracılara tahliye bildirimi yapamaz. İtiraz reddedildiğinde tespit kesinleşir ve yıkım süreci işlemeye başlar; ancak bu aşamada idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açılmasıyla birlikte yürütmeyi durdurma kararı talep edilebilir ve mahkeme bu talebi kabul ederse yıkım işlemi mahkeme kararı çıkana kadar durur. İtirazın kabulü ya da mahkeme tarafından idari işlemin iptali hâlinde tapu kütüğündeki riskli yapı şerhi kaldırılır; yıkım kararı, tahliye bildirimi ve kira yardımına ilişkin işlemler geçersiz hâle gelir. Kiracı riskli yapı tespitine doğrudan itiraz hakkına sahip olmakla birlikte bu hakkı pratikte çoğunlukla malik üzerinden kullanılır. Kiracının kendi adına itiraz başvurusu yapıp yapamayacağı hukuki menfaat koşulunun sağlanıp sağlanamayacağına bağlıdır. Bu noktada alanında uzman bir kira avukatından destek almak, kiracının itiraz sürecindeki konumunu belirleyici biçimde güçlendirir.





Comments are closed