Sarıhan Hukuk ve Danışmanlık 2023 yılında avukat Seda Sarı tarafından Eskişehir’de kurulmuştur. Dinamik kadrosuyla müvekkillere hızlı ve etkin bir hizmet vermektedir. Ulusal ve uluslararası alanda hukukun birçok dalında hizmet vermekte olan Sarıhan Hukuk Eskişehir Odunpazarı’nda bulmaktadır.

Rekabet Hukukunda Dikey Anlaşmalar 

 

Tek alıcıya sağlama yükümlülüğü Tebliğ’in 3.maddesinin h bendinde sağlayıcının anlaşma konusu malları veya hizmetleri kendi kullanımı veya yeniden satış amacıyla Türkiye içerisinde sadece bir alıcıya satmasına yönelik doğrudan veya dolaylı yükümlülük olarak tanımlanmıştır. Sözleşmeyle sağlayıcının belirli bir nihai ürünü Türkiye içinde sadece bir alıcıya sattığı hükmü bağlanmaktadır.Tek alıcıya sağlama yükümlülüğünü içeren dikey anlaşmalar, Tebliğ’in 2.maddesinin 3.fıkrası gereğince alıcının Pazar payının %40 aşmaması ve Tebliğ’de belirtilen koşulları taşıması kaydıyla grup muafiyetinden yararlanabilmektedir.

Uygulamada teşebbüsler, yapacakları anlaşmanın muafiyet kapsamına girip girmediğinin açıklığa kavuşturulması için menfi tespit talebi ile; eğer menfi tespit belgesi verilmesi uygun görülmezse kendilerine bireysel muafiyet tanınması talebi ile Kuruma başvurmaktadır.

Maddenin devamında Rekabet Kurulu’nun maddede gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabileceğini belirtmiştir.

Rekabet Hukukunda Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

Grup Muafiyeti belli tür anlaşmalara grup olarak muafiyet tanınmasına ilişkin düzenlemeleri tanımlamak için kullanılmaktadır. Türk rekabet hukukunda bu düzenlemeler, grup muafiyeti tebliğleri ile yapılmaktadır.Grup muafiyeti kapsamındaki anlaşmalar grup muafiyetine ilişkin koşulları sağladığı takdirde ,rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalara ilişkin yasaklamalardan muaftır.Bu tür anlaşmalar otomatik olarak geçerlidir ve uygulanabilir.

Sağlayıcının anlaşma konusu malların hem üreticisi hem de dağıtıcısı olduğu, alıcının ise bu mallarla rekabet eden malların üreticisi değil dağıtıcısı olduğu dikey anlaşmalar grup muafiyetinden yararlanabilir. Rakip teşebbüsler arasındaki yatay anlaşmalar grup muafiyetinden yararlanamaz.

Muafiyetten yararlanması bazı sektörlerde belirli olan teşebbüslerin her seferinde muafiyet için başvurmaması için  Grup Muafiyeti Tebliği yayınlanmıştır. Buna göre; bazı ilaç firmaları, motorlu araçlar tebliği, franchise ve sigorta şirketleri grup muafiyeti kapsamındaki teşebbüslere örnektir.

Rekabet kurulu söz konusu muafiyetlere ilişkin Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ni (Tebliğ) yayımlamış ve rekabeti kısıtlayıcı dikey anlaşmaların hangi şartlarda grup muafiyetinden yararlanabileceğini düzenlemiştir. Tebliğ’e göre, üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı ,satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar ,yani dikey anlaşmalar tebliğ’de belirtilen koşulları sağlamak kaydıyla Kanun’un 4.maddesindeki kısıtlamadan muaf tutulmuşlardır. Madde geçen şartlarda muafiyet için aranan nitelikler muafiyet için başvuran teşebbüsler pazarda bir fayda yaratmalı, teşebbüssün yarattığı faydadan tüketicide faydalanmalı ve tanınan muafiyet pazardaki rekabeti azaltmamalı rekabete minimum zarar verecek olmalıdır. Teşebbüse muafiyet tanınabilmesi için bu koşulların hepsi birlikte sağlanmalıdır.

Anlaşmaları, Grup Muafiyeti Kapsamı Dışına Çıkaran Sınırlamalar

Tebliğin 4. maddesi uyarınca, bu maddede sözü geçen sınırlamaların anlaşmada yer alması halinde, bu anlaşma muafiyetten yararlanamayacaktır.

  • Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi

Alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi kesinlikle yasaktır. Ancak, sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla sağlayıcının, alıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya alıcıya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür.

  • Bölge ve müşteri sınırlaması

Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde dört başlık altında sayılan bölge veya müşteri paylaşımı türleri, anlaşmaları grup muafiyeti dışına çıkartan sınırlama olarak kabul edilmemektedir:

  1. Alıcının müşterilerince yapılacak satışların kapsamaması kaydıyla, sağlayıcı tarafından kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır bir bölgeye ya da münhasır müşteri grubuna yapılacak aktif satışların kısıtlanması,
  2. Toptancı seviyesinde faaliyet gösteren alıcının son kullanıcılara yönelik satışlarının kısıtlanması,
  3. Bir seçici dağıtım sistemi üyelerinin yetkili olmayan dağıtıcılara satış yapmalarının kısıtlanması,
  4. Birleştirilmek amacıyla tedarik edilen parçaların söz konusu olması halinde, alıcının bunları üretici konumundaki sağlayıcının rakiplerine satmasının kısıtlanması.

Bu maddeden anlaşılacağı üzere; alıcının müşterilerince yapılacak satışları kapsamaması kaydıyla sağlayıcı tarafından alıcıya veya kendisine tahsis edilmiş münhasıran bir bölgeye ya da münhasır müşteri grubuna yapılacak aktif satışların kısıtlanması mümkündür faydaları vardır. Örneğin A teşebbüsüne sen sadece Bursa da yetkilisin ben sadece İstanbul yetkili satıcıyım diye anlaşma yapabilirler ancak bu aktif satışa ilişkindir pasif satışa ilişkin böyle anlaşma yapamazlar.

Seçici dağıtım sistemleri

Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtildiği üzere, seçici dağıtım sistemi üyelerine son kullanıcılara yapılacak satışlar bakımından aktif veya pasif satış yasağı getirilememektedir. Sağlayıcı konumundaki teşebbüs belirli bir bölgede sınırlı sayıda alıcıya mal vereceğini belirtmek suretiyle münhasır bölgeler oluştursa dahi, alıcıların bölge dışındaki son kullanıcılara yapacakları aktif veya pasif satışlar engellenemez.

Rekabet Etmeme Yükümlülüğü

Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü, alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan ya da dolaylı yükümlülük olarak tanımlanmıştır. Buna göre;

  1. “Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü Tebliğde yer alan muafiyetten yararlanamaz.
  1. “Anlaşmanın sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak, alıcıya getirilen, mal ya da hizmet üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını yasaklayan doğrudan ya da dolaylı herhangi bir yükümlülük. Ancak yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması koşullarıyla, alıcıya, anlaşmanın sona ermesinden itibaren bir yılı aşmamak kaydıyla rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebilir. Kamuya mal olmamış know-how’ın kullanılması ve açıklanmasına ilişkin süresiz yasaklama hakkı saklıdır.”
  1. “Seçici dağıtım sistemi üyelerine getirilen, belirlenmiş rakip sağlayıcıların markalı ürünlerini satmama yükümlülüğü”

Şeklinde tezahür eden rekabet etmeme yükümlülükleri, 2002/2 sayılı Tebliğin sağladığı himayeden yararlanamayacaktır.

Tebliğ Kapsamında Sağlanan Muafiyetin Geri Alınması

Tebliğ’de aranılan koşulları yerine getiren dikey anlaşmaların tamamı Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulmaktadırlar. Zira, Kurul, söz konusu Tebliğ’i çıkartırken Tebliğ’in kapsamına giren anlaşmaların Kanun’un 5. maddesinde sayılan muafiyet koşullarını yerine getirdiğini varsaymıştır.

Ancak, Tebliğ’in öngördüğü koşulları yerine getirse dahi bazı dikey anlaşmaların etkileri bakımından Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet koşullarını sağlayamadığı istisnai durumlar da söz konusu olabilecektir. Özellikle dikey anlaşmaya taraf olan teşebbüslerin önemli bir pazar gücüne sahip olduğu ve pazara giriş engellerinin önemli boyutlara ulaştığı durumlarda, Tebliğ kapsamında olan bazı dikey anlaşma türlerinin muafiyet için gerekli koşulları sağlaması güçleşebilecektir.

Bu tür istisnai durumlarda kullanılmak üzere Kurul’a önemli bir yetki verilmiştir: Tebliğ’in 6. maddesinin birinci fıkrasında, Tebliğ ile muafiyet tanınmış bir anlaşmanın Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen koşullarla bağdaşmaz etkilere sahip olduğunun tespit edilmesi durumunda, Kurul’un, anlaşmaya Tebliğ ile tanınan muafiyeti geri alabileceği hükme bağlanmıştır.

Av. Seda SARI

Sarıhan Hukuk ve Danışmanlık

Comments are closed